Bugünkü Haberler
BEYAZ BALIKESİR

BİLDİRGE DE GELDİ, ETİK TAM OLDU!

Bazen gerçekten bazı olayları anlamakta güçlük çekiyoruz.

Samimi olarak söyleyelim, izliyoruz, okuyoruz, düşünüyoruz; işin içinden çıkamıyoruz.

Bu da son örnek.

Geçtiğimiz günlerde bizzat Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül açıkladı kamuoyuna ve Resmi Gazete’nin 14.3.2019 tarihli nüshasında da Hakimler Savcılar Kurulu Kararı olarak yayınlandı:

“Türk Yargı Etiği Bildirgesi”

Kuşkusuz bildirge “iyi niyetli” bir çabanın ürünü.

Ve bu bildirge, HSK tarafından “karar” olarak alındığından resmiyet kazanarak, tüm hakim ve savcılar için bağlayıcı hale gelmiş.

Bildirgeye bakmak gerekirse, bakınız neler sıralanmış ana başlıklar altında:

Hakim ve savcılar insan onuruna saygılıdır, insan haklarını korur ve herkese eşit davranırlar.

Bağımsızdırlar.

Tarafsızdırlar.

Dürüst ve tutarlıdırlar.

Yargıya olan güveni temsil ederler.

Mahremiyeti gözetirler.

Mesleğe yaraşır şekilde davranırlar.

Yetkindirler ve özenli davranırlar.

Sekiz ana başlık ve bu ana başlıkların altında daha pek çok madde.

Örneğin, tarafsız olmak yanında tarafsız gözükmek de bu bildirgenin kapsamında.

Yani öyle hakim ve savcılar var ki twitter ve facebook gibi sosyal ağlarda yaptıkları paylaşımları görüyorsunuz da siyasi açıdan en ateşli partilileri bile sollamış gitmişler. Kuşkusuz bu tip durumların yarattığı olumsuzluklar da yansımış HSK’nın bildirgesine…

Amaaaaaa…..

Çok büyük bir “ama” demek….. Kelimenin sonundaki “a” harfini satırlar boyu uzatmak  gerekmez mi?..

HSK’nın resmiyet kazanan bu kararının adı neydi?

“Türk Yargı Etiği Bildirgesi”.

Bu bildirge için daha önce “Yargı Etiği Bürosu” kurulmuş… Bildirge için üç yılı aşkın çalışmalar yapılmış, anketler, toplantılar düzenlenmiş, uluslararası metinler gözden geçirilmiş…

Amaaaa….

Bu bildirge “bilinenden”, “olması gerekenden”, “işin doğasında olandan” farklı ne getiriyor, ne getirebilir ki?

Hakimlik meslek mensupları için yukarıda ana başlıklarıyla alıntıladığımız “bilinenleri” bildirge haline getirmek trajikomik değil midir aslında?..

Hakimler dürüst ve tutarlıdırlar, yargıya güveni temsil ederler, özenli davranırlar, herkese eşit davranırlar, tarafsızdırlar, bağımsızdırlar..

E zaten öyle olması gerekmiyor mu yargı mensuplarının?..

Bunun için bildirgeye ihtiyaç duyulmasına üzülelim mi bunların kulağa küpe gibi hakimlere “mevzuat” haline getirilmesine sevinelim mi bilemedik.

Hoş, bildirgenin hakimlerin tarafsız ve bağımsız olduğunu vurgulayan kısımlarına da hiç girmiyoruz.

Yargıya olan güveni temsil ettiklerinin de biz gayet farkındayız da acaba mesleği ifa edenler ne kadar farkında?

İşte daha yeni iki örnek:

İzmir’deki Asliye Ceza Mahkemelerinden birinde, bir anlamda mahkemenin yardımcı personeli olan “sosyal hizmet uzmanı”nı mahkeme hakimi nezarete aldırıp disiplin hapsi kararı veriyor.

Sebep de şu, uzmanın uzmanlık gerektiren kendi alanında görüşünü ifade etmesi.

Ankara C. Başsavcılığı da iki siyasi arasındaki hakaret suçlamalarından “şerefsiz, düzenbaz, alçak” ifadelerine takipsizlik verirken “beş paralık adam” ifadesine dava açıyor.

Keza geçtiğimiz günlerde halı saha maçında maç saati karışıklığı nedeniyle bir savcı öğretmenleri gözaltına aldırmadı mı?

Bırakalım bunları…

Hakim ve savcılar, örneğin bir trafik uygulamasında, hız sınırını aştıklarında polise hakim savcı kimliği mi gösteriyorlar, normal TC Kimlik Kartı mı?..

Bunu da geçelim…

Adliye girişinde avukat, hakim, savcı girişi aynı kapıdan yapılırken hakim ve savcıların x-rayden geçmemesinin nesi etik?..

Yazılı kuralları uygulamadınız mı “gülünç” kalıyor.

Hakimliğin doğasında olması zaruri özellikleri bildirgeye döktüğünüzde de bu iyiniyetli adım bile fiiliyata uymadığı için bünye tutmuyor.

Son olarak 2019’da Türk Yargı Etiği Bildirgesi’ni konuşuyoruz da…

İlle yazılı metin arıyorsanız 1800’lü yılların ikinci yarısından gelen, Mecelle’deki o eşsiz düstur yok mu elimizde:

“Hâkim; hakîm, fehîm, müstakîm, emîn, mekîn ve metîn olmalıdır.”

Daha ne?..


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa